Yurt dışında, özellikle Almanya’da
düzenlenen vasiyetnameler, Türkiye’de miras ve tapu işlemlerinin en sık
uyuşmazlığa konu olduğu alanlardan biridir. Uygulamada çoğu kişi, Almanya’daki
miras süreci tamamlandıktan sonra Türkiye’de işlemlerin otomatik olarak
yapılabileceğini düşünmektedir. Oysa yabancı vasiyetnamelerin Türkiye’de hukuki
sonuç doğurabilmesi, çok aşamalı ve dikkatle yürütülmesi gereken bir süreci
gerektirir.
Bu süreç, vasiyetnamenin
düzenlenme şekli, yabancı mahkeme kararlarının hukuki niteliği ve Türk
hukukunun özellikle taşınmazlar bakımından öngördüğü zorunlu kurallar birlikte
değerlendirilerek ele alınmalıdır.
Vasiyetname ve Ölüme Bağlı Tasarruf Kavramı
Vasiyetname, miras bırakanın
ölümünden sonra hüküm doğurmak üzere yaptığı tek taraflı bir ölüme bağlı
tasarruftur. Türk hukukunda vasiyetnameler, miras sözleşmesinden farklı olarak,
miras bırakan tarafından yaşamı boyunca serbestçe geri alınabilir veya değiştirilebilir.
Vasiyetname yapabilmek için kişinin ayırt etme gücüne sahip olması ve on beş
yaşını doldurmuş bulunması yeterlidir.
Türk hukukunda vasiyetnameler; el
yazılı, resmî ve istisnai hâllerde sözlü olmak üzere üç şekilde düzenlenebilir.
Yabancı ülkelerde yapılan vasiyetnameler bakımından da esasen bu şekil ayrımı
dikkate alınmakta, ancak vasiyetnamenin geçerliliği çoğu zaman düzenlendiği
ülke hukukuna göre değerlendirilmektedir.
Yabancı Vasiyetnamelerin Şekli Geçerliliği ve Uygulanacak
Hukuk
Türk Milletlerarası Özel Hukuku
uyarınca, bir vasiyetname; düzenlendiği ülke hukukuna, murisin milli hukukuna
veya mutad meskeninin bulunduğu ülke hukukuna uygun olarak yapılmışsa, şekil
bakımından geçerli kabul edilir. Bu nedenle Almanya’da noter huzurunda veya
Alman hukukuna uygun şekilde el yazılı olarak düzenlenen bir vasiyetname, şekli
açıdan Türk hukukunda da geçerlilik kazanabilir.
Ancak bu durum, vasiyetnamenin
Türkiye’de doğrudan uygulanacağı anlamına gelmez. Özellikle Türkiye’de bulunan
taşınmazlar söz konusu olduğunda, Türk hukuku zorunlu olarak uygulanır.
Almanya’da Vasiyetnamenin Açılması ve Mahkeme Kararı
Almanya’da düzenlenen
vasiyetnameler, murisin ölümü üzerine yetkili Nachlassgericht (miras/sulh
mahkemesi) tarafından açılır ve okunur. Bu aşamada Alman mahkemesi genellikle
vasiyetnamenin varlığını ve içeriğini tespit eden bir karar verir. Bu karar,
vasiyetnamenin geçerli olduğunu tespit eden bir tespit kararı niteliğindedir.
Bu tür kararlar icrai nitelik
taşımaz; yani tek başına bir taşınmazın devrine veya bir hakkın icrasına imkân
vermez. Ancak vasiyetnamenin içeriğinin resmen tespit edilmesi bakımından büyük
önem taşır.
Türkiye’de Tanıma Süreci
Almanya’da verilen bu tür mahkeme
kararları, Türkiye’de kendiliğinden hüküm doğurmaz. Kararın Türkiye’de hukuki
sonuç doğurabilmesi için, görevli Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde tanıma davası
açılması gerekir.
Tanıma davası sırasında Alman
mahkeme kararının apostilli aslı, yeminli Türkçe tercümesi ve kesinleştiğini
gösteren belgelerin sunulması gerekir.
Tanıma kararı, vasiyetnamenin Türkiye’de dikkate
alınabilmesinin ön koşuludur; ancak tek başına vasiyetnamenin icrası için
yeterli değildir.
Vasiyetnamenin Türkiye’de İcrası
Tanıma kararından sonra, vasiyetnamenin Türkiye’de fiilen
uygulanabilmesi için çoğu durumda ayrıca vasiyetnamenin yerine getirilmesi
davası açılması gerekir. Uygulamada bu dava, vasiyetnamenin tenfizi davası
olarak anılmaktadır.
Bu dava ile amaçlanan;
vasiyetnamenin içeriğinde yer alan edimlerin, Türk mahkemesi tarafından icrai
bir hükümle yerine getirilmesidir. Örneğin Türkiye’de bulunan bir taşınmazın
belirli bir kişi adına tescili, bir para alacağının ödenmesi veya belirli bir
malın teslimi bu dava kapsamında talep edilebilir.
Mahkeme bu aşamada yalnızca
yabancı mahkeme kararını değil, vasiyetnamenin Türk hukukuna göre şeklen ve
esasen geçerli olup olmadığını inceler. İnceleme sonucunda mahkeme, icraya
elverişli bir hüküm kurar. Taşınmazlar bakımından bu hükümde, tescilin açık ve
net şekilde belirtilmesi zorunludur.
Atanmış Mirasçılık ve Veraset İlamı
Vasiyetname ile murisin tüm
malvarlığını veya belirli bir kısmını bir kişiye bırakması hâlinde, bu kişi atanmış
mirasçı sıfatını kazanır. Ancak Türkiye’de atanmış mirasçının haklarını
kullanabilmesi için, çoğu durumda Türk mahkemelerinden alınmış bir veraset
ilamı gereklidir.
Tanıma kararı tek başına yeterli
değildir. Tapu müdürlükleri, bankalar ve kamu kurumları, Türk veraset ilamı
olmaksızın işlem yapmaz.
Tapu Tescili Aşaması
Vasiyetnamenin yerine
getirilmesine ilişkin mahkeme kararı kesinleştikten sonra, tapu müdürlüğünde
tescil işlemi yapılabilir. Ancak uygulamada tapu müdürlükleri son derece
şekilci davranmaktadır. Mahkeme kararında, taşınmazın kimin adına ve hangi pay
oranında tescil edileceğinin açıkça yazılı olması gerekir. Aksi hâlde tapu
işlemi reddedilir.
VURAL & DEMİR İLE MİRAS VE TAPU SÜREÇLERİNDE HUKUKİ
GÜVENCE
Yurt dışında düzenlenen
vasiyetnamelerin Türkiye’de hukuki sonuç doğurması, dikkatle planlanması
gereken çok aşamalı bir süreci gerektirir. Tanıma, vasiyetnamenin icrası,
veraset ilamı ve tapu tescili gibi işlemlerin doğru hukuki nitelendirme ile ve
uygun sırayla yürütülmesi, ciddi ve geri dönüşü zor hak kayıplarının önlenmesi
açısından önem taşır.
Miras ve taşınmaz işlemlerinde
hukuki güvence, malvarlığının korunmasının temel unsurudur. Haklarınızın açık
ve doğru şekilde tespiti, sürecin etkin ve öngörülebilir biçimde yönetilmesi ve
olası uyuşmazlıkların önlenmesi amacıyla Vural & Demir Law Firm, sürecin
her aşamasında kapsamlı ve güvenilir hukuki destek sunmaktadır.